Bilgi edinmenin temel yolları vardır: a) Dinleyerek, b) İzleyerek, c) Okuyarak.
Bilgi edinmenin en üstün yolu okumaktır. Kültürlü bir insan olmanın en etkili yolu ise daima
gelişmekten geçer. Gelişmek ise ancak öğrenerek, bilgi edinmenin temel yollarını kullanarak
büyümeye devam eder. Bireyleri okuyan toplumlar uygar, ileri görüşlü toplumlar olurlar.
Uygar toplumlar ise refah düzeyde yaşamak için yapması gerekenleri bilir, gerektiğinde
bireysel değil, gelecek için toplumsal düşünmeye önem verir. Olayların seyrini değiştirmek,
olaylar karşısında tepkilerimizi iyileştirmek, dünyaya bakışımızı değiştirmek için okumaya ve
okuduğumuzu anlama ihtiyacımız var. Eğer dünya yaşadığınız bir odadan ibaret ise, o odaya
her cepheyi görecek pencereler açmakta sizin sorumluluğunuzda.
Kelimeler için değil, dünceler için okumalısınız. Öncelik amaç her zaman düşünceyi
yakalamak olmalı. Yüksek sesle okumak: diksiyonu iyileştirmek, artikülasyon bozukluğunu
tedavi etmek ve konuşurken tonlamaları etkili kullanmak için önemlidir. Bu gibi kaygılarınız
yoksa yükse sesle okumak, içten seslendirmek, mırıldanarak okumak gibi detaylarda
boğulmak yerine tüm dikkatinizi anlamaya yoğunlaştırmalısınız. Anlamını bilmediğiniz
kelimeleri önce anlamaya çalışın, cümle içinde kullanılışına göre tahminler üretip gerçek
anlamıyla karşılaştırma yapabilirsiniz. Bu yeni öğrendiğiniz sözcükle ilgili iki cümle kurup
yolunuza devam edin. Beyninizin raflarına attığınız bu yeni kelime karşınıza bir dahaki
çıkışında artık onunla ilgilenmenize gerek kalmayacak, okuduğunuzu anlama oranınız
yükselecek,buda size daha hızlı okumanız için zamandan tasarruf etmenize olanak
sağlayacak. Elbette okuma hızınız her yazıya göre değişkenlik gösterecek. Okuduğunuz
yazının türü, konusu, bulunduğunuz ortamın sesi ve ışığı hatta sizin fizyolojik durumunuza
göre bile okuma süreniz değişebilir. Sizin alanınız ve ilginiz olan yani sizin için kolay olan
yazılarda hızınızı arttırıp, zor yazılarda ise düşürebilirsiniz çünkü her zaman önceliğiniz ana
fikri anlamak olmalı. Okuma hızınızdan bahsetmişken birde etkili okumak için birkaç
etkenden bahsedelim. Etkili okumak için yapmanız gerekenlerin ilki göz sağlığınıza dikkat
etmeniz. Okumanın ilk ve tek önemli hususu görmektir öyleyse çabuk yorulan göz kaslarımız
için yapmamız gerekenler mevcut. Bunlardan bir tanesi kitap ile göz mesafesini doğru
ayarlamaktır. 40-45 santimetrelik mesafe gözleriniz için ideal bir mesafedir. Uzun yazılar
okumanız gerektiğinde ya da okuma alışkanlığınız olduğu için çabuk sıkılmadan uzun süreler
kitap okuduğunuzda, arada bir durup uzağa bakabilirsiniz, böylece gözleriniz dinlenecek ve
yorgun gözlerle yazıya devam etmeyeceksiniz. Doğru zamanda okumak,yani zihnin açık
olduğu zamanda okumakta okumanızın etkinliğini arttıracaktır. Buraya kadar yazdıklarımızı
uygulayıp, öncelik amacın anlamak olduğunu kavradığınızı varsayarak şimdi asıl konumuz
olan hızlı okuma üstüne konuşalım. “Anlayarak hızlı okumak” olumlamasının anlayarak
kısmını hallettiğimize göre şimdi hızlı okumak için kendimizi geliştirmek adına adımlar
atalım. “Hızlı okursam anlayamam” inancını kırmak adına anlamak kısmına büyük önem
verdim. Genelde bu düşünceye sahip insanlar yavaş okuyan insanlardır ve hızlı okuyanların
güçlerini göremezler. Özgüven eksikliği yaşamamalısınız, yani hızlı okuduğunuz zaman
anlamadığınızı düşünüp başa dönme isteğini yenip kendinize okuduğunuz yazıyı anladığınıza
ikna etmelisiniz. Çünkü anladıysanız bile bu inanç sizi anlamadığınıza inandıracak, rolleri
değiştirin ve siz onu anladığınıza inandırın. Hızlı okumak, devamında büyük konsantrasyon
getirir. Yavaş okuyan insanların konsantrasyonları çabuk dağılacağı gibi anlama oranları da
hızlı okuyan insanlara oranla daha düşüktür. Bunun sebebi ise yavaş okumanın hızlı okuyana
göre daha fazla zihinsel faaliyette olmasıdır. Beyin için gelen yavaş bilgi akışı düşüncelerin
oluşumunda kopukluğa neden olur buda konsantrasyon olayını açıklıyor. Hızlı okuyan
insanlar, okudukları yazıya odaklanma konusunda çok iyilerdir. Çünkü beyin o hıza uyum
sağlayacak ve bir daha ki cümleye yetişebilmek ve içindeki bilgiyi süzüp alabilmek için
sürekli araştırma halinde kalacaktır.

Göz egzersizleri yapmak ta okumanızın hızını arttıracaktır. Cümlenin içindeki her kelimeyi
tek tek görmenize gerek yok. Eğer cümle uzunsa baştan iki, ortadan bir ve sondan bir
kelimeyi okumak, cümlenin hepsini okumak gibidir. Ne anlatmak istediğini genellikle
anlayacaksınız, anladığınıza inanın ve yazınıza devam edin. Eğer cümle kısa ise baştaki ve
sondaki kelimeleri okumakta yine cümleyi anlamanız için yeterlidir. Ve benim nazarımda
hızlı okumanın en büyük kazanımlarından birisi kelime haznenizin artmasıdır. Çünkü hızlı
okuma çalışmaları yapan kişi, öncelikle kelime haznesini genişletmelidir. Kelime haznesi
dolmayan insanlar ne yazık ki hızlı okuma çalışmaları yapsalar dahi mutlaka duraksama
yaşayacak, buda okuma hızını orta seviyelere çekecektir.
Okuyacağınız sayfa için ön izleme yapmak, sayfa içinde göz gezdirerek ön bilgi edinmek,
yazıyı okumadan sizi fikir sahibi yapar, bu fikirler sizin hızlı okurken arada kalan
boşluklarınızı tamamlar. Bu nedenle okumaya başlamadan önce 9-10 saniye kadar sayfada
farklı metotlarla göz gezdirin. Bu metotları kendiniz belirleyebilirsiniz, ben sizler için birkaç
örnek vereyim. Yukarıdan aşağıya doğru cümlelerin baştaki ve sondaki kelimelerini görmek,
geniş S şeklinde yukarıdan aşağı doğru sayfayı taramak ve çapraz olarak ilk cümlenin ilk
kelimesi ve sonraki cümlenin son kelimesini görmek gibi sizin için en uygun tarama
metodunu geliştirebilirsiniz.
Hayatın olağan kalabalığı ve okumanız için kendinize ayırmak zorunda olduğuz zamanın
kısıtlılığı sizi hızlı okumaya itmiş olabilir. Ya da kısıtlı ömrünüzde daha çok bilgiye ulaşmayı
hedeflemiş olabilirsiniz. Hızlı okumak, yavaş okumak elbette halledebileceğiniz olaylar, siz
asıl olayı yani okuma alışkanlığınızı kazandınız. Nadir insanın sahip olduğu, sizi özel kılan bu
özelliğinizin ne kadar kıymetli olduğunu kendinize sürekli hatırlatın. Ve sevgili okur ister
hızlı oku ister yavaş, istersen de okuma hızına hiç takılma ve sadece oku. Yeni bir yazı
okumanın heyecanını yaşıyorsan, eline kitap aldığında dünya ile bağlantını kesiyorsan sen
duvarları camdan bir odada yaşıyorsun demektir. O evin mimarı sensin, öyle tasarladın ki
senin her şeyi görebildiğin gibi, sen izin vermediğin sürece hiçbir şey seni göremiyor. Bilgi
ışıktır, yolunu aydınlatır. Hiç gece olmayan odanda okumaya devam et ki duvarların
taşlaşmasın.

– Burcu Kılıçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.