Çekim yasası, düşüncelerin ve kelimelerin gücüyle istediğiniz şeyi hayatınıza çekmektir.
Evrenin gücüne inanıp, doğru enerjiler göndererek olumlu dönüşler alabilirsiniz. Tek
yapmanız gereken ciddiye almak ve inanmak.
Peki çekim yasasının aşamaları nelerdir ? ve hangi tekniklerle doğru sonuç alınır ? birlikte
bakalım.
Çekim yasasının aşamaları, temelinde düşünce gücünü barındırır.

  1. aşama – ne istediğinizi net olarak belirleyin ve şüphe etmeyin. Kafa karışıklarından uzak,
    net bir isteğe sahip olmanız bu noktada çok önemli.
  2. aşama – istediğiniz duruma odaklanın. İstediğiniz ne olursa olsun, bu dünya üzerinde var.
    Olmasaydı isteyemezdin. İstediğiniz duygu ya da durum bu evrenin bir parçası, tabi sizde.
    Öyleyse zaten ona sahipsiniz. Onun kendinizdeki varlını ve sizden çok uzakta olmadığını
    kabul edin.
  3. aşama – kendinizi serbest bırakın. %100 kontrolünüz dışındaki durumlar için kendinizi
    serbest bırakın. Yani eğer siz kontrol edemiyorsanız, beyin enerjinizi bunu kontrol etmeye
    çalışarak değil, sizi fark etmesini sağlayarak harcayabilirsiniz.
  4. aşama – pozitif düşünce. Sahip olmak istediğiniz şeye, zaten sahipmişsiniz gibi hareket
    edin. Eğer inanırsanız, bir süre sonra beynin gerçeklik algısını, o konu üzerinde size
    bırakacak. o varmış gibi yaşadığınız müddetçe evren ona sahip olmanız için iş birliği yapacak.
    Çekim yasasının başlıca temelini oluşturan aşamalar bu şekilde sıralanabilir.
    Eylemlerinizi destekleyen, hayatınızın pozitife dönüşmesinde evrensel bir yasa olan çekim
    yasası doğru tekniklerle ve olumlamalarla vazgeçilmeziniz olacak.
    Yaşadıklarınız sizden bağımsız, yaşanması gereken olaylar değildir. Aksine yaşadıklarınız
    sizinle ifade bulan hikayelerdir. Kendi ifadenizi kontrol ederseniz, yaşadığınız olayları bir
    fırsata dönüştürebilirsiniz.
    Kendi hikayenin kuklası olmak her zaman daha kolayı, ama her zaman daha karmaşık ve zor
    olanıdır.
    Teslim olup beklemeyin, baskın frekansın o noktasında şartlanmayın ve kendi olumlamanızı
    bulun.
    Birlikte kendi dünyanızı yansıtan bir olumlamayı tekrar edelim. “Ben özümdeki benlikle
    hayatıma hakimim, ve bu benliğin tek yöneticisi benim”. Kendi olumlamalarınızı oluşturup
    gün içinde tekrar ederek, genel bir pozitiflik oluşturabilirsiniz.
    Düşüncelerinizi kelimelerinize hapsetmeyin, eylemlerinizle destekleyin. Her ne kadar
    bilinçaltı, çekim yasası gibi tekniklerle başvursanız da harekete geçmediğiniz, korkak
    adımlarda olsa ileriye basmadığınız sürece o isteklere ulaşamazsınız. Harekete geçip bu
    tekniklere başvurduğunuz zaman ne kadar kolay ulaşabileceğinizi, hayatınızın ne kadar
    değiştiğini göreceksiniz.
    Çekim yasası için oluşturduğunuz teknikleri gece yapın. İstediğin senaryoyu tekrar tekrar
    hayal edin, zihninizin olayı benimsemesine olanak sağlayın. Düşüncelerinizi benimseyen
    beyniniz gerçekte de o anı yaşamak için fırsat yaratacaktır.

Çekim yasası tekniklerinden biride isteklerinizi yazıya dökmektir. “Bilinçaltının davranışlara
etkisi ve çalışma sistemi” adlı makalemde bu konuya değinmiş, somutlaşmış istek ve
düşüncelerinize beyninizin kayıtsız kalamayacağını ve sizi harekete zorlayacağını
anlatmıştım.
İsteklerinizi yazıya dökerken, ona sahipmiş gibi davranın. Çalışmayı çok istediğiniz bir
şirkette çalışmaya başladığınızı ve bunun için teşekkür ettiğinizi belirtin. Küçük şeylere
teşekkür edin ki hayat size daha fazlasını sunsun. Buna sahip olmasanız da sahipmiş gibi
yazın. Bu evrene gönderilen bir mesajdan ziyade beyninize oynayacağınız küçük bir oyundur.
Kendinize bir çekim yasası defteri oluşturabilirsiniz. Sizin için makalenin son kısmına bir
örnek ekleyeceğim. Sizde bu örnekten ilham alarak kendi çekim yasası defterinizi
oluşturabilirsiniz.
En önemli değişim ise duygu kontrolü ile sağlanır.. Ve çekim dünyasının prensiplerine göre
enerji açığa çıkarır. Egolu isteklerin enerjisi yüksek değildir. Enerjisi düşük isteklerin evrene
gönderdiği mesajda, bulanık ve okunmazdır. Bu istekler madde dünyasında değerlendirilir.
Madde dünyası ağırdır, ve zorluk içerir, manevi duygular ise madde dünyasının bilincinden
çok uzaktır.
Çok havalı bir evim olacak, insanlar benim evimi konuşacak ve bana gıpta ile bakacaklar gibi
olumlamalar, evrenle yapılan ticari bir anlaşma niteliğindedir. Maneviyatınız için istediğiniz
duyguların ise enerjisi yüksektir. Size dönüşü daha engebesiz yollardan olur.
Şimdi sizlere kelimelerin gücünü daha yi anlamanız için Japon bilim insanı Dr. Masaru
Emoto’nun su kristalleri üzerinde yaptığı deneyden bahsedeceğim.
Emoto, suyun moleküler yapısı ve bu yapıyı etkileyen hususlar üzerinde etkili bir çalışma
yapmıştır. Emoto bir damla suyu dondurduktan sonra çeşitli zihinsel uyarıcılar göndermeden
fotoğraflamıştır. Daha sonra uyaranlar göndermiş, uyaranların etkisini görmek için ise
mikroskopla su kristalini incelemiştir.
Güzel sözler, sevgi ve teşekkürün yansıtıldığı su kristalleri detaylı, ve harika kristaller
oluştururken, kötü sözler, güvensizlik, ve huzursuzluğun yansıtıldığı su kristali koyu renkli ve
asimetriği tamamlanmamış şekiller ortaya çıkarmıştır.
Vücudumuzun % 70 su olduğunu düşündüğümüzde bu çalışma tam anlamıyla kelimelerin
sonsuz kudretini ispatlar niteliktedir. Kelimelerinizi doğru seçin, suyun yapısını değiştiren
düşünce insan gibi donanımlı bir sistemin yapısını çok daha kolay değiştirir. Çünkü bu
karmaşık sistemin içersinde etki edecek maddeleri mutlaka bulur.
Hayatta her şey bir prensip üzerine kurulmuştur. Nasıl suyun kaldırma kuvvetinin bir prensibi
varsa, çekim yasasının da prensipleri vardır. Her yapının kendi içerisinde bileşenleri ve
bağlamları vardır. Kalıplaşmış prensipler dışında kendi prensiplerinizi oluşturun. Ve kendi
benliğinizin çekim yasasını bulun.
İnsan ve insan sistemi, karşı konulamaz bir gücün aşılmayan bir engelle karşılaşması kadar
sonsuzdur. Önceliğiniz sistemi anlamak ve çözmek olmalı. Sadece engeli aşmaya çalışmak ya
da o gücün üstesinden gelmeye çabalamak sizi sonsuz bir döngüye maruz bırakacaktır. Kendi
sistemini anlayan insan, o engeli ve gücü yönetmeyi başaran insan, isteklerinin farkınadır ve o
isteklere ulaşmanın yollarını mutlaka bulur, ya da yaratır.

– Burcu Kılıçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.