tired woman sleeping in cozy hammock in flat

Değişen dünya, yenilenmeyen hiçbir cisim, inanç ya da yaşam biçimini yeni dünyaya sunmaz.
Perspektifi ne olursa olsun evirilmek kaçınılmaz bir sondur.
İnsan yaşamının devamı olan temel ihtiyaçlar da evrilir ve çağın insanına adaptasyon gösterir.
1900’lü yıllarda insanlar 9-10 saat kadar uyurken bu oran günümüzde 6 saatlere kadar
düşmüştür. Bu orandaki düşüşün sebebi ise Thomas Edison’dur. Edison ampulü bularak
karanlığı azaltmış uyku süresini düşürmüştür. Yani bilinçli uykusuzluğun en büyük sebebi
ışıktır.
Gün doğarken beyin uyanır havanın kararmasıyla da beyin uyku sinyalini gönderir, fakat ışık
bu sinyali engeller ve uykuyu geciktirir.
Peki beyinde uyku nasıl oluşur ?
Uyku komutunu veren gözlerdir. Gözler karanlıkta beyin sapına uyku komutunu verir. Beyin
sapı ise melatonin hormonu salgılar. Bu hormon karanlıkta salgılanır. Işıkta uyumak bu
hormonun salgısını % 50’lere kadar düşürür. Melatonin vücut için önemli bir hormondur,
iltihabı önler, akciğer sağlığını korur ve bunlar gibi bir çok yararı vardır. Bu hormonun yeteri
kadar salgılanması için ise tam karanlıkta uyunmalıdır. İnsan uyumadan 4-5 saat kadar önce
bu hormon salınmaya başlanır, uykuya geçilmesiyle birlikte gece 2-3 saatlerinde en yüksek
oranda salgılanır.
Uzun yaşamın sırlarından bir tanesi de uykudur. Beyin 7 saat temizlenme ister. İnsan için
ideal uyku 7-8 saat olmalıdır. Çocuklar ve buluğ çağı yaşayan gençler için bu süre 10 saatlere
kadar çıkabilir. Uyku beynin banyosudur.Tazelenir, yenilenir ve kendini toksinli bilgiden
arındırır. Uyku sadece beynin kendini yenilenmesiyle kısıtlı değildir. Uykuda vücut,
çalışırken yıpranan geni tamir eder. Gen yediklerimiz, içtiklerimiz ve soluduklarımızla
yıpranır ve tamir edilemeyen gen kansere yol açar. Kanser birden ortaya çıkan bir hastalık
değildir, yıllar öncesinden genlerin tamir edilmemesiyle başlar. Önümüzdeki yıllarda gen
çalışmalarının ilerlemesiyle, tamir edilemeyen genler tespit edilecek ve hastalığa
yakalanmadan tedavi yöntemleri gelişecektir. Bunun henüz yapılmaması, ilerde
yapılamayacağı anlamını taşımaz. İnsan, sağlığı için beslenmeye verdiği önemin çok daha
fazlasını uyku için vermelidir, çünkü uyku çok daha etkili bir yoldur. Beslenmeye elbette
önem verilmelidir, fakat uyku kadar etkili ve uzun vadeli sonuçlar beslenme yöntemleriyle
elde edilemez.
Dünyada ki tüm memeliler uyur. Memeli olmayan fakat memeli gibi uyuyan tek hayvan ise
kuştur. Bunun dışındaki hayvanlarda uyku diye bir kavram yoktur, onların kavramı
dinlenmektir. Ve bir çok hayvan içinde kış uykusu vardır. Ayılar, yarasalar, yılanlar,
kurbağalar ve bazı bitkiler yaşamlarının geriye kalanını sağlıklı bir şekilde geçirmek için kış
uykusuna yatarlar. Olumsuz hava koşulları ve beslenme zorluğu dolayısıyla yaşam
fonksiyonlarını % 90’lara kadar düşürerek sıfıra yakın enerji harcarlar. Metabolizmayı
yavaşlatıp vücut ısısını düşürürler. Kış uykusuna yatan hayvanlar oksijen tüketimini çok
büyük oranda azaltır. Fakat insan uyurken oksijen tüketimini % 5-6 kadar düşürebilir. Peki
bunu yapmasını sağlayan genler neden insan gibi donanımlı bir varlıkta yok. Oksijen
gereksinimini düşürmek, vücudun her zaman yeteri kadar oksijen almadığı durumlarda doku
hasarını da azaltabilir. Gen araştırmalarının ve teknolojinin verdiği bilimsellik, o hayvandaki
kış uykusuna yatmasını sağlayan geni bulup araştırma yaparak insan gibi donanımlı ve
düşünen bir sisteme kazanım sağlayamaz mı ? elbette çoğunluk olarak zor koşullarda değiliz
ve en zor koşullarda bile ısınma ve beslenme ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz, fakat dünyanın öyle
noktaları var ki şimdi ki insan oradaki mevsim koşullarıyla mücadele veremez. Artan nüfusla
genişlemeye, sınırlarımızı her gün ilerletmeye devam ediyoruz. Eğer bir gün sınırlarımız insan
koşullarının, mevsimsel olarak el vermediği bir noktaya kadar genişlerse, bu gen sayesinde
kazanılan 2-3 ay insanı hayatta tutmak için yeterli olabilir. Ve yukarıda bahsettiğim gibi bir

çok doku hasarı oluşturan hastalığın iyileşmesine yardımcı olabilir. Tüm bunları yazarken
aklıma bir soru takıldı sizlerle de paylaşayım. Metabolizma ve oksijen tüketimi ile yavaşlayan
kalp, insan ömrü için nasıl etki yaratır ? çünkü biliyorum ki hızlı çalışan her şeyin ömrü azdır.
Kalbi hızlı çalışan hızlı, yavaş çalışan yavaş ölür. Eğer kalbimizin belirli bir atım sayısı varsa
kış uykusuyla bunu zamana yaymak ömrü uzatmak anlamına gelmez mi? Zaman tüm
cevapları bize verecektir. Unutmayalım kazanılan her insan tarih değiştirir.
Peki, iyi uyumuyorsak, ki insanların %70’i yeteri kadar uyumuyor ne gibi problemlerle
karşılaşabiliriz ? iyi uyumayan bir insan bağışıklığı düşmüş bir insandır, hastalıklar uzun
vadede kedini gösterecektir. Uykusuzluk gün içinde performansı düşürür, dil sürçmeleri
görülür, muhakeme gücü kaybolur, çocuklarda hiperaktivite yapar, sinirleri uyarır ve aksi
davranışlara sebep olur, Alzheimer riski yüksektir. İyi uyumayan insanın Alzheimer olma
olasılığı iyi uyuyan insana oranla yüksektir. Alzheimer olmuş insanların iyi uyumalarıyla
bellekleri yerine gelebilir. Ve en önemli etken ise uykusuzluk başarısızlık getirir, hatalar
zincirine sebep olur.
Uykusuzluk insanları farklı derecelerde etkilemek ile birlikte aynı olarak dinlenmemiş
hissetme, huzursuzluk ve kaygı, anksiyete, gün içinde odaklanamamak gibi sorunlarla
karşılar. Kaliteli uyku, kaliteli beslenme ve kaliteli insanlar ömür uzatır. Uykunuzun kaliteli
olduğunu düşünmüyorsanız şu adımla başlayabilirsiniz. Yatarken kitap okumak güzel bir
uykuya dalmanıza yardımcı olacak, ayrıca uykunun bilgileri pekiştirmek gibi bir özelliği var.
Uyumadan birkaç saat önce çalışıp, uykuyla pekiştirebilirsiniz. Ancak yatarken okunan kitap
gerçek kitap olmalıdır, tablet ya da telefondan okunmamalı. Eğer tabletten okunacaksa
elektronik mürekkepli e-kitap okunabilir.
Şimdi birkaç uyku deneyinden bahsetmek istiyorum. İlk bahsedeceğim deney, Rus Uyku
Deneyi. Bir şehir efsanesi haline gelen Sovyet döneminden kalma viral bir korku hikayesidir.
Herhangi bir kaynakça ve belge bulamadığımdan, deneyin hiçbir zaman yapılmamış olması
fakat hemen her sitede karşıma çıkması, bunu yazmama sebep oldu. Belgeleri ve kaynakları
olmayan bilgi, kanatları olmayan kuşa benzer.
İkinci bahsetmek istediğim deney, Randy Gardner’in bilimin kendi üzerinde deney yapmasını
kabul etmesiyle başlıyor. 1963 yılında 17 yaşında olan Rendy Gardner, Dr. William
gözetiminde 264.4 saat uykusuz kalmayı başardı. Guiness rekorlar kitabına adını yazdıran bu
deney sonucu, tehlikeli sonuçlar doğurması gerekçesiyle uykusuz kalmayı yarışma dışı
tutmuştur. 3 kişilik kontrollü doktorlar gözetiminde, bir doktor uyurken diğeri yerine geçerek
inceleme ve gözlem yaptı. Gardner’e günde 3 öğün yemek verildi, kitap ve çeşitli spor
oyunları oynamasına izin verildi. Uykusuzluğun ikinci gününde Gardner de dil sürçmeleri
gözlenirken devamında dokunarak nesneleri algılayamama ve koku hassasiyeti oluştu.
Kayıtlara göre Gardner “bana bu kokuları koklatmayın, artık dayanamıyorum” ifadelerini
kullandı. 6. gününden itibaren Gardner halüsinasyonlar görmeye başladı, ve artık yardım
almadan yemek yiyemiyordu. Uykusuzluğun 9. gününde kısa dönemli hafıza kayıpları yaşadı,
ve devamında artık insanları ve isimleri hatırlayamaz oldu. Uykusuzluğun 11. gününde
Gardnerden 100’den geriye doğru 7 eksilterek sayması istendi, Gardner işlemi beş kez
yaptıktan sonra durdu, neden durduğu sorulduğunda “ne yaptığımı unuttum” cevabını verdi.

  1. günün sonunda uykuya yenik düşen Gardner, sonraki 2.5 ay herhangi bir problem
    yaşamadı. Asıl sorunlar deney bittikten yıllar sonra ortaya çıkı. Eskisi gibi uyuyamıyor, uyku
    süresi gittikçe azalıyordu. 50’li yaşlara geldiğinde Gardner hayatına uykusuzluk ( insomnia )
    hastalığıyla devam etmek zorunda kaldı.
    Sağlıklı yaşamın temel taşlarından olan uyku, hayatınıza disiplin getirmek ve sizin kontrol
    edemediğiniz bir çok noktayı gözeterek, siz farkında olmadan beyninizle iş birliği içindedir.
    Aynı saatte uyuyup uyanmaya gayret gösterin, ve mümkün olan en erken saatte güne başlayın.
    Gün içinde şekerleme yapacaksanız süresi 30 dakikayı geçmemeli. Düzenli bir uyku sistemi
    ardından başarıyı getirir. Biyolojik saatinizi bulup, o saate itaat edin. Size başarı sunacaktır.

– Burcu Kılıçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.